Bozcaada’da Cazın Onuncu Sonbaharı
Bozcaada’nın en güzel zamanı çoğu kişi için yaz ortası değil, Eylül ayının ilk günleri. Deniz hâlâ sıcaklığını korur, bağlarda hasat telaşı başlar, rüzgâr biraz daha serin eser. Yaz kalabalığı çekilmeye başlarken ada yeniden kendi temposuna döner. Son on yıldır bu dönemin değişmeyen buluşmalarından biri de Bozcaada Caz Festivali. İlk kez 2017 yılında küçük ama güçlü bir fikirle başlayan festival, bugün yalnızca konserlerden oluşan bir etkinlik değil; müziği, adayı ve farklı disiplinleri aynı zeminde buluşturan bir kültür buluşmasına dönüşmüş durumda. Onuncu yılında da bu yaklaşımını koruyarak 4-6 Eylül tarihleri arasında yeniden Bozcaada sokaklarına, bağlarına ve kıyılarına yayılıyor. Festivalin bu yılki teması “Geçicilik”. İlk bakışta felsefi görünen bu kavram, aslında cazın doğasında hep var. Aynı eser yeniden çalınsa bile hiçbir yorum bir öncekine benzemez. Doğaçlama, içinde bulunduğu ana aittir; bittiğinde geriye yalnızca hafızada kalan duygusu kalır. Bozcaada’nın kendisi de bu düşünceyi destekleyen bir yer. Gün batımı her akşam aynı noktada gerçekleşir ama ışık hiçbir zaman aynı değildir. Rüzgârın yönü değişir, denizin sesi değişir, adanın sokakları gün içinde başka, akşam olduğunda bambaşka bir ritme bürünür. Festival de tam olarak bu değişimin içine yerleşiyor. Bu yıl program, üç farklı sahnenin yanı sıra adaya yayılan keşif noktalarıyla şekilleniyor. Ayazma Manastırı yine festivalin ana buluşma noktası olurken, Habbele Beach gün boyunca elektronik müziğin ritmini deniz kenarına taşıyor. Salhane Sahnesi ise genç müzisyenlere ve yeni seslere alan açmayı sürdürüyor. Konserlerin dışında festival, her yıl olduğu gibi adanın günlük yaşamına da karışıyor. Söyleşiler, atölyeler, yürüyüşler ve farklı disiplinlerden buluşmalar, ziyaretçileri yalnızca bir konser programının değil, Bozcaada’nın yaşam ritminin de parçası hâline getiriyor. Bu yılki “Keşif” programında bağcılıktan kültürel politikalara, yapay zekâdan girişimciliğe uzanan sohbetlerin yanı sıra seramik atölyeleri, caz buluşmaları ve kuş gözlem etkinlikleri de yer alıyor. Böylece festival, müziğin ötesine geçerek adanın üretim kültürüyle de temas kuruyor.
Onuncu yıl programı da bu anlayışı yansıtan geniş bir seçki sunuyor. Birleşik Krallık, Fransa, Hollanda, Almanya ve Türkiye’den sanatçıların yer aldığı programda Gevende, Çağıl Kaya, Korhan Futacı’nın festival için hazırladığı özel proje, Islandman’den Tolga Böyük ev sahipliğindeki 10. Yıl Jam Session, Pınar Tatlıkazan Quartet, Photons ve Mackwood gibi isimler farklı müzik yaklaşımlarını aynı hafta sonunda bir araya getiriyor.
Festivalin yıllar içinde oluşturduğu kimlikte yalnızca sahnedeki performanslar değil, kurduğu iş birlikleri de önemli bir yer tutuyor. Volkswagen Türkiye de son yıllarda destek verdiği kültür ve sanat projelerine Bozcaada Caz Festivali’ni ekleyerek bu yolculuğun parçası olmayı sürdürüyor. Marka, festivale yalnızca bir sponsor olarak değil; farklı disiplinleri ve yaratıcı üretimi destekleyen uzun vadeli yaklaşımının bir uzantısı olarak katkı sunuyor. Bu destek, festivalin doğal yapısını değiştirmeden, Bozcaada’nın kültürel atmosferiyle uyum içinde ilerleyen yapının korunmasına da katkı sağlıyor. Bozcaada Caz Festivali’nin onuncu yılı, geriye dönüp bakıldığında yalnızca geçen zamanı kutlamıyor. Asıl değerini, her Eylül ayında yeniden kurulan karşılaşmalarda, yeni seslerde ve adanın değişmeyen ama her yıl farklı hissedilen atmosferinde buluyor. Müziğin Ötesinde Bir Ada Deneyimi Bozcaada Caz Festivali’ni benzer etkinliklerden ayıran en önemli özelliklerden biri, müziği yalnızca sahnede bırakmaması. Sabah bağların arasından geçen bir yürüyüşle başlayan gün, öğleden sonra bir söyleşi ya da atölyeyle devam edebiliyor; akşamüstü Habbele Beach’te deniz kıyısında elektronik ritimlere eşlik ederken, gece Ayazma Manastırı’nın taş duvarları arasında bambaşka bir atmosferin içinde bulabiliyorsunuz kendinizi. Programın farklı noktalara yayılması, ziyaretçileri sürekli hareket hâlinde tutarken adayı da yeniden keşfetmeye davet ediyor. Festivalin yıllardır koruduğu en güçlü taraflardan biri de bu tempo. Günün tamamını tek bir sahnede geçirmek yerine, Bozcaada’nın sokakları, bağları ve kıyıları etkinliğin doğal bir parçasına dönüşüyor. Böylece festival ile ada birbirinden ayrılan iki unsur olmaktan çıkıyor; biri diğerini tamamlıyor. Bu yıl “Keşif” başlığı altında hazırlanan içerikler de bu yaklaşımı destekliyor. Bağcılık, adalılık, girişimcilik, kültürel politika ve yapay zekâ üzerine söyleşilerin yanı sıra seramik atölyeleri, caz buluşmaları, performanslar ve kuş gözlem etkinlikleri festival programına farklı bir boyut kazandırıyor. Müziğin çevresinde şekillenen bu buluşmalar, Bozcaada’nın üretim kültürüyle ziyaretçiler arasında doğal bir bağ kurulmasını sağlıyor. Onuncu yıl programı da bu çeşitliliği yansıtıyor. Gevende, Çağıl Kaya, Korhan Futacı’nın festival için hazırladığı özel proje BCF10, Islandman’den Tolga Böyük’ün ev sahipliğinde gerçekleşecek 10. Yıl Jam Session, Photons, Mackwood, Danae Palaka, Pınar Tatlıkazan Quartet ve Önder Focan’ın sahne alacağı performanslar, festivalin cazla sınırlı kalmayan müzik anlayışını ortaya koyuyor. Elektronik müzikten doğaçlamaya, psikedelik tınılardan geleneksel esintilere uzanan bu seçki, farklı müzik türlerini aynı hafta sonunda bir araya getiriyor. Festivalin görsel dünyası da bu yıl onuncu yaşına özel bir çalışmayla şekilleniyor. Tasarımları Gamze Yalçın’ın hazırladığı festivalde, Madrid’de yaşayan sanatçı Bozcaada’da düzenleyeceği atölyelerle katılımcılarla bir araya gelecek. Böylece yalnızca müzik değil, görsel sanatlar da festivalin parçası olmaya devam edecek. Bozcaada Caz Festivali’nin on yıllık yolculuğunda dikkat çeken noktalardan biri de kültür ve sanat alanında kurduğu sürdürülebilir iş birlikleri. Volkswagen Türkiye de son yıllarda farklı sanat disiplinlerine verdiği desteği bu festivalde de sürdürüyor. Markanın katkısı, festivalin doğal akışının önüne geçmeden; yaratıcı üretimi ve kültürel buluşmaları destekleyen uzun vadeli yaklaşımının bir parçası olarak hissediliyor. Bu yönüyle iş birliği, görünür olmaktan çok festivalin sürdürülebilir yapısını güçlendiren bir rol üstleniyor. Bozcaada’da Eylül ayı zaten başlı başına gitmek için güçlü bir neden. Yazın hareketi biraz geride kalmış, deniz hâlâ yüzülebilecek sıcaklıkta, bağlarda hasat başlamış oluyor. Caz Festivali ise bu döneme yalnızca konserler eklemiyor; adanın ritmine yeni karşılaşmalar, yeni sesler ve yeni hikâyeler katıyor. Belki de festivalin onuncu yılına en çok yakışan şey tam da bu. Her yıl aynı adaya gidiliyor ama hiçbir Bozcaada ziyareti birbirinin aynısı olmuyor. Tıpkı iyi bir caz doğaçlamasında olduğu gibi… 4-6 Eylül tarihleri arasında Bozcaada’da buluşacak festival, bu yıl da müziğin peşinden yola çıkanları adanın kendine özgü sonbaharına davet ediyor. Bazen bir yolculuğu planlamak için uzun nedenlere ihtiyaç olmuyor; doğru zaman, doğru ada ve iyi müzik bir araya geldiğinde gerisi kendiliğinden geliyor. Bu Eylül, Bozcaada’nın ritmini yeniden duymak isteyenler için bunun iyi bir fırsat gibi görünüyor.
Latest
- Latest
- Food and Travel
- 2016 Sayıları
- Ağustos Sayısı 2014
- Ağustos Sayısı 2015
- Ağustos Sayısı 2016
- Aralık Sayısı 2013
- Aralık Sayısı 2014
- Aralık Sayısı 2015
- Ekim Sayısı 2013
- Ekim Sayısı 2014
- Ekim Sayısı 2015
- Eylül Sayısı 2014
- Eylül Sayısı 2015
- Haziran Sayısı 2014
- Haziran Sayısı 2015
- Haziran Sayısı 2016
- Kasım Sayısı 2013
- Kasım Sayısı 2014
- Kasım Sayısı 2015
- Mart Sayısı 2014
- Mart Sayısı 2015
- Mart Sayısı 2016
- Mayıs Sayısı 2014
- Mayıs Sayısı 2015
- Mayıs Sayısı 2016
- Nisan Sayısı 2014
- Nisan Sayısı 2015
- Nisan Sayısı 2016
- Ocak Sayısı 2014
- Ocak Sayısı 2015
- Ocak Sayısı 2016
- Seyahat
- Şubat Sayısı 2014
- Şubat Sayısı 2015
- Şubat Sayısı 2016
- Temmuz Sayısı 2014
- Temmuz Sayısı 2015
- Temmuz Sayısı 2016
- Gurme Seyahat
- Haberler
- Yemek
Boğaz Kıyısında İki Yaratıcı Mutfak
Bozcaada’da Cazın Onuncu Sonbaharı
Bir Masa Etrafında IWSA’nın 18 Yıllık Gastronomi Hafızası Kitaplaştı
Michelin yıldızlı şef Paco Roncero, gastronomi tutkunlarını Ruins Luxury Resort’ta buluşturuyor
Artsy Bodrum Loft’ta Grill and Groove
HuQQabaz’da Yaz Menüsü, Günün Her Anını Lezzetli Bir Deneyime Taşıyor
CLUB MARVY’DE EŞSİZ BULUŞMA: GAULT&MILLAU TÜRKİYE ÖZEL LEZZET DENEYİMİ VE FIRAT ENGİN’DEN YENİ SERGİ
TV+ ile Açık Hava Sinema Geceleri BaşlıyorLive From The Field
70 Yıllık Kahve Tutkusuyla Versuni, Türkiye’nin Kahve Deneyimini Geleceğe Taşıyor
Bodrum Cennet Koyu’nda Zamansız Bir Kaçış Noktası: The Casa Cala Otel Kapılarını Açtı
Club Med’in Güney Afrika’daki İlk Tesisi Club Med South Africa Beach & Safari Kapılarını Açtı
GLORIA SPORTS ARENA, TRIPADVISOR TRAVELLERS’ CHOICE AWARDS 2026 İLE DÜNYANIN EN İYİ SPOR TESİSLERİ ARASINDA
Espressolab’den Minor Figures iş birliğine özel lansman
The Ritz-Carlton, Istanbul, Travel + Leisure’ın yarım milyondan fazla okurunun gerçekleştirdiği bağımsız oylamada İstanbul’un en iyi şehir oteli seçilirken, Avrupa’nın en iyi şehir otelleri arasında 6. sırada, Dünyanın En İyi 100 Oteli listesinde ise 95. sırada yer aldı.
Nobu İstanbul: Boğaz’da Beş Yıllık Bir Hikâye


