SİLİVRİ’DE BİR MUTFAK: THE BARN VE YENİ ŞEFİ MEHMET KARAKUŞ
Silivri’deki Grandma’s Wonderland çiftlik otelinin Michelin Yeşil Yıldızlı restoranı The Barn’ın mutfağı artık Mehmet Karakuş’a emanet. İstanbul ve Norveç mutfaklarında çalışmış bu şef, çiftliğin bahçesinden, bağından ve kovanlarından gelen ürünlerle bir mutfak kuruyor. Sıfır atık felsefesi, tarladan tabağa konsepti ve sakin bir lüks anlayışı… The Barn, İstanbul’a kırk dakikalık mesafede, bambaşka bir tempoya geçmek için iyi bir adres.
İstanbul’dan çıkıp Silivri’ye doğru yola koyulduğunuzda, bir süre sonra şehir yavaş yavaş geride kalıyor. Çam ağaçları beliriyor, hava değişiyor, trafik azalıyor. Grandma’s Wonderland’in bulunduğu bölgeye vardığınızda ise asıl farkı fark ediyorsunuz: burası sadece şehirden uzaklaşmak için değil, başka bir ritme geçmek için tasarlanmış bir yer.
86 dönümlük çiftlikte 15 odalı bir taş otel, Cabernet Sauvignon ve Merlot üzümlerinin yetiştiği bir bağ, meyve ve sebze bahçeleri, göletler ve bir açık havuz var. Yirmi yıl önce Akbayır Ailesi’nin doğaya yakın olmak için aldığı, içinde tek bir ağaç bile bulunmayan bu arazi, yıllar içinde çam ağaçları, sebze ve meyve bahçeleri, üzüm bağları ve kanatlılarıyla tam bir çiftliğe dönüşmüş.
Eski bir ahırdan Michelin yıldızlı restorana
Çiftliğin kalbindeki taş bina, aslında eski bir ahır. Zamanla şaraphane, taş fırın, mutfak ve odun ocaklarıyla çiftliğin yeme-içme merkezine dönüşmüş. Adı da oradan geliyor: The Barn.
2025 ve 2026 yıllarında Michelin Rehberi tarafından Yeşil Yıldız ile ödüllendirilen The Barn, sürdürülebilirlik ve sıfır atık felsefesini merkeze alan bir mutfak anlayışına sahip. Tarladan sofraya konseptini hiç bırakmayan restoranda, mutfağa giren sebze ve meyveler bahçede ata tohumlarından yetiştiriliyor ve işlenmeden hemen önce topraktan ayrılıyor. Et ve süt ürünleri Trakya’nın meralarından, deniz ürünleri Silivri limanından, bitki çayları bahçedeki aromatik otlardan, sirke elma ağaçlarından, şarap ve pekmez ise bağdan geliyor. Menü, bahçenin ve bölgenin sunduklarına göre mevsimsel olarak değişiyor.
Yeni şef, aynı felsefe
Ağustos 2026 itibarıyla The Barn’ın mutfağı Mehmet Karakuş’a emanet. Daha önce Sunset Grill & Bar’da sous chef olarak çalışan Karakuş, kariyerinin dört yılını Norveç’te geçirmiş. Ayrıca Emporio Ristorante’de executive chef olarak görev yapmış.
Karakuş, The Barn’a bir mutfaktan çok bir felsefeyi devralmaya geldiğini söylüyor. Çiftliğin bahçelerinden, bağlarından, kümeslerinden ve arı kovanlarından gelen ürünleri bölgenin yerel üreticilerinin emeğiyle aynı sofrada bir araya getirirken, amacı bu sessiz ve sürdürülebilir dili daha da ileri taşımak. Mevsimsellik, sürdürülebilirlik ve ürün odaklı mutfak anlayışıyla öne çıkan Karakuş, İstanbul ve Norveç’te edindiği uluslararası deneyimi Trakya’nın zengin üretim kültürüyle buluşturuyor.
Sadece yemek değil, bir deneyim
The Barn’da yemek, sadece yemek değil. Misafirler, terasta çiftliğin kendi şarabından bir kadeh eşliğinde vakit geçirebiliyor. Yaz aylarında havuz kenarında servis edilen bahçe domatesli bruschetta, taze salatalar ve taş fırından otlu ekmekler menünün sevilenleri arasında. Çiftliğin aromatik otlarıyla hazırlanan kokteyller ve taze sıkılmış meyve-sebze suları da eşlik ediyor.
Çiftlikte ayrıca aromaterapi ve distilasyon atölyeleri, kokteyl atölyeleri, Trakya şaraplarını merkeze alan tadımlar ve doğanın içinde masaj terapileri gibi etkinlikler de sunuluyor. The Cave Spa’da ise Homemade Aromaterapi’nin doğal ürünleriyle hazırlanan bakımlar misafirleri bekliyor. Otel odalarında ortopedik yataklar, pamuk-saten nevresimler, Homemade Aromaterapi bakım ürünleri, Illy kahveler ve Melez Tea çayları yer alıyor.
Son
The Barn, İstanbul’a kırk dakikalık mesafede, şehirden uzaklaşmanın en yakın adreslerinden biri. Ama burayı diğer kaçamak noktalarından ayıran şey, yalnızca doğanın içinde olmak değil; toprağın, ürünün ve emeğin bir sofraya nasıl dönüştüğünü yerinde görebilmek. Mehmet Karakuş’un mutfağa getirdiği uluslararası deneyim ve The Barn’ın sürdürülebilirlik anlayışı, bu çiftlik mutfağını izlemeye değer kılıyor.
Yazı: Mehmet Tel
Latest
- Latest
- Food and Travel
- 2016 Sayıları
- Ağustos Sayısı 2014
- Ağustos Sayısı 2015
- Ağustos Sayısı 2016
- Aralık Sayısı 2013
- Aralık Sayısı 2014
- Aralık Sayısı 2015
- Ekim Sayısı 2013
- Ekim Sayısı 2014
- Ekim Sayısı 2015
- Eylül Sayısı 2014
- Eylül Sayısı 2015
- Haziran Sayısı 2014
- Haziran Sayısı 2015
- Haziran Sayısı 2016
- Kasım Sayısı 2013
- Kasım Sayısı 2014
- Kasım Sayısı 2015
- Mart Sayısı 2014
- Mart Sayısı 2015
- Mart Sayısı 2016
- Mayıs Sayısı 2014
- Mayıs Sayısı 2015
- Mayıs Sayısı 2016
- Nisan Sayısı 2014
- Nisan Sayısı 2015
- Nisan Sayısı 2016
- Ocak Sayısı 2014
- Ocak Sayısı 2015
- Ocak Sayısı 2016
- Seyahat
- Şubat Sayısı 2014
- Şubat Sayısı 2015
- Şubat Sayısı 2016
- Temmuz Sayısı 2014
- Temmuz Sayısı 2015
- Temmuz Sayısı 2016
- Gurme Seyahat
- Haberler
- Yemek
TURYİD VE MAKEWISH TÜRKİYE’DEN ANLAMLI İŞ BİRLİĞİ; “WISH DISH / BİR DİLEKTE SENİN DE TUZUN OLSUN”
29 EKİM’İ 4 GÜNLÜK BİR AKDENİZ KAÇAMAĞINA ÇEVİRİN
ÇORUM MUTFAĞI SAN SEBASTIAN’DA DÜNYA ŞEFLERİYLE BULUŞTU
“ATIKTAN SANATA” PROJESİ GASTRONOMİ MANİFESTOSUYLA YENİ BİR BOYUT KAZANDI
MAXX ROYAL DÜNYAYA AÇILIYOR: MARKANIN İLK ULUSLARARASI DESTİNASYONU MALDİVLER’DE
DEĞİŞEN LOGOSU VE AMBALAJLARIYLA YENİLENEN FİLİZ, “OLUR MU DERSİN?” SÖYLEMİYLE DİKKAT ÇEKİYOR
PEK FOOD’A GÜVENİLİR ÜRÜN PLATFORMU’NDAN ÖDÜL
ROKA İSTANBUL, KIŞ DONBURİ MENÜSÜYLE YENİ MEVSİMİ KARŞILIYOR
CAZIN RİTMİ BOĞAZ’IN BÜYÜSÜYLE BULUŞUYOR
KAPADOKYA DÜNYANIN KONUŞTUĞU DEĞİL, DÜNYANIN BULUŞTUĞU BİR DESTİNASYON OLMALI
AKİRA BACK İSTANBUL’DAN DÜNYACA ÜNLÜ GASTRONOMİ BULUŞMASI: “6 HANDS DİNNER”
LİMAN İSTANBUL, NİĞDE MUTFAĞINI İSTANBUL’A TAŞIYOR
MODADAN SANATA, SİNEMADAN TASARIMA: LONDRA’DA SONBAHAR BAŞLIYOR
OLEA & BAR “HASAT MENÜSÜ” İLE SONBAHAR RUHUNU SOFRAYA TAŞIYOR
MIORI GÖCEK’TE KONSTANTINOS ARGIROS RÜZGARI


