Bodrum’da Aynı Sofrada Buluşan Dört Şef
Bodrum’da yaz sezonu artık yalnızca deniz ve plajla başlamıyor. Son yıllarda gastronomi takviminin de önemli duraklarından biri hâline gelen kent, bu kez Gault&Millau Türkiye’nin *Signature Dining Experience* serisinin yeni sezon açılışına ev sahipliği yaptı. Ruins Luxury Resort’te gerçekleşen iki günlük buluşma, farklı mutfak kültürlerinden dört şefi aynı sofrada bir araya getirirken, Ege’nin ürünlerini ve Bodrum’un gastronomi kimliğini merkeze alan güçlü bir deneyim sundu.Haziranın ilk günlerinde Bodrum’un temposu henüz yazın en yoğun dönemine ulaşmamıştı. Sabahları deniz daha sakindi, akşamüstleri ise gün batımıyla birlikte restoranların masaları dolmaya başlıyordu. Gault&Millau Türkiye’nin yeni sezon için seçtiği ilk durak olan Ruins Luxury Resort da bu atmosferin tam içindeydi.
İki güne yayılan program, klasik bir davet organizasyonundan çok, Bodrum’un gastronomi kimliğini farklı yönleriyle anlatan bir buluşma olarak kurgulanmıştı. Senato Restaurant’ta başlayan öğle yemeği, Miraj Restaurant’taki akşam servisi, Ruins Beach’te Ege mutfağına odaklanan öğle buluşması, yerel peynir ve şarap tadımı ile Sips Bodrum’daki kokteyl deneyimi, programın birbirini tamamlayan parçalarıydı. Her durak aynı hikâyeye farklı bir katman ekliyordu.
Ruins Luxury Resort’un bu buluşmaya ev sahipliği yapması da tesadüf değildi. Bodrum’un hareketli yaz ritminin içinde daha sakin bir atmosfer sunan otel, denizle kurduğu ilişkiyi gastronomiyle tamamlayan adreslerden biri. Miraj Restaurant’ın açık mutfağı, Ruins Beach’in yalın Ege havası ve gün boyunca değişen ışık, deneyimin doğal bir parçası hâline geliyordu.
Programın merkezinde ise Signature Dining Experience yemeği vardı. Slovenya’nın Milka Restaurant’ının şefi David Žefran ile Casa Lavanda’nın kurucusu Emre Şen, OD Urla’nın kurucusu Osman Sezener ve Narımor Urla’nın şefi Atilla Heilbronn aynı mutfakta buluştu. Böyle organizasyonlarda çoğu zaman her şef kendi tabağıyla öne çıkmaya çalışır. Bu kez ise farklı mutfak anlayışlarının ortak bir menüde buluştuğu dengeli bir akış vardı.
Sekiz course boyunca Ege’nin ürünleri, Anadolu’nun güçlü malzemeleri ve kuzey Avrupa’nın daha sade yaklaşımı aynı sofrada karşılık buldu. Teknik bilgi elbette hissediliyordu; ancak hiçbir tabak ürünün önüne geçmiyor, her course bir sonrakine doğal biçimde bağlanıyordu. Gecenin sonunda akılda kalan tek bir tabaktan çok, menünün bütünlüğüydü.
Program boyunca yalnızca şefler değil, ürünler de konuşuldu. Yerel üreticilerden gelen malzemeler, Ege’nin mevsimsel ürünleri ve bölgenin şarap kültürü, iki gün boyunca yapılan tadımlar ve sohbetlerle gastronomi deneyiminin önemli bir parçası oldu. Bu yönüyle organizasyon, yalnızca iyi yemek sunan bir etkinlik olmanın ötesine geçerek, bulunduğu coğrafyayı anlatan bir buluşmaya dönüştü.
Bu yaklaşım, Gault&Millau Türkiye Başkanı Gökmen Sözen’in son yıllarda üzerinde durduğu gastronomi anlayışının da temelini oluşturuyor. Rehber, yalnızca restoranları değerlendiren bir yayın olmanın ötesinde; şefleri, üreticileri, otelleri ve destinasyonları aynı platformda buluşturan bir yapı kurmaya çalışıyor.
Signature Dining Experience serisi de bu bakışın en görünür örneklerinden biri. Amaç, iyi şefleri aynı mutfakta bir araya getirmek kadar, buluşmanın gerçekleştiği şehrin gastronomi potansiyelini de görünür kılmak.
Bodrum son yıllarda bu dönüşümün en belirgin yaşandığı destinasyonlardan biri. Yeni restoranlar, nitelikli oteller ve yerel üreticilerle kurulan güçlü bağ, kentin gastronomi takvimini her sezon biraz daha zenginleştiriyor. Ruins Luxury Resort’te başlayan Gault&Millau Türkiye’nin yeni sezonu da bunun güncel örneklerinden biri oldu.
İki günün sonunda geriye yalnızca başarılı tabaklar kalmıyor. Aynı mutfakta çalışan dört şef, Ege’nin ürünleri, Bodrum’un ritmi ve uzun sohbetlerle tamamlanan sofralar, bu buluşmanın asıl hafızasını oluşturuyor. İyi gastronomi belki de tam burada anlam kazanıyor; yalnızca yediğiniz tabaklarda değil, o sofranın kurulduğu yerle birlikte hatırlandığında.
Latest
- Latest
- Food and Travel
- 2016 Sayıları
- Ağustos Sayısı 2014
- Ağustos Sayısı 2015
- Ağustos Sayısı 2016
- Aralık Sayısı 2013
- Aralık Sayısı 2014
- Aralık Sayısı 2015
- Ekim Sayısı 2013
- Ekim Sayısı 2014
- Ekim Sayısı 2015
- Eylül Sayısı 2014
- Eylül Sayısı 2015
- Haziran Sayısı 2014
- Haziran Sayısı 2015
- Haziran Sayısı 2016
- Kasım Sayısı 2013
- Kasım Sayısı 2014
- Kasım Sayısı 2015
- Mart Sayısı 2014
- Mart Sayısı 2015
- Mart Sayısı 2016
- Mayıs Sayısı 2014
- Mayıs Sayısı 2015
- Mayıs Sayısı 2016
- Nisan Sayısı 2014
- Nisan Sayısı 2015
- Nisan Sayısı 2016
- Ocak Sayısı 2014
- Ocak Sayısı 2015
- Ocak Sayısı 2016
- Seyahat
- Şubat Sayısı 2014
- Şubat Sayısı 2015
- Şubat Sayısı 2016
- Temmuz Sayısı 2014
- Temmuz Sayısı 2015
- Temmuz Sayısı 2016
- Gurme Seyahat
- Haberler
- Yemek
ÇORUM MUTFAĞI SAN SEBASTIAN’DA DÜNYA ŞEFLERİYLE BULUŞTU
“ATIKTAN SANATA” PROJESİ GASTRONOMİ MANİFESTOSUYLA YENİ BİR BOYUT KAZANDI
MAXX ROYAL DÜNYAYA AÇILIYOR: MARKANIN İLK ULUSLARARASI DESTİNASYONU MALDİVLER’DE
DEĞİŞEN LOGOSU VE AMBALAJLARIYLA YENİLENEN FİLİZ, “OLUR MU DERSİN?” SÖYLEMİYLE DİKKAT ÇEKİYOR
PEK FOOD’A GÜVENİLİR ÜRÜN PLATFORMU’NDAN ÖDÜL
ROKA İSTANBUL, KIŞ DONBURİ MENÜSÜYLE YENİ MEVSİMİ KARŞILIYOR
CAZIN RİTMİ BOĞAZ’IN BÜYÜSÜYLE BULUŞUYOR
KAPADOKYA DÜNYANIN KONUŞTUĞU DEĞİL, DÜNYANIN BULUŞTUĞU BİR DESTİNASYON OLMALI
AKİRA BACK İSTANBUL’DAN DÜNYACA ÜNLÜ GASTRONOMİ BULUŞMASI: “6 HANDS DİNNER”
LİMAN İSTANBUL, NİĞDE MUTFAĞINI İSTANBUL’A TAŞIYOR
MODADAN SANATA, SİNEMADAN TASARIMA: LONDRA’DA SONBAHAR BAŞLIYOR
OLEA & BAR “HASAT MENÜSÜ” İLE SONBAHAR RUHUNU SOFRAYA TAŞIYOR
MIORI GÖCEK’TE KONSTANTINOS ARGIROS RÜZGARI
İZMİR’DE RENK VE IŞIĞIN PEŞİNDE
COFFEE FACTORY, YENİ MAĞAZALARLA TÜRKİYE’DEKİ BÜYÜME AĞINI GENİŞLETİYOR



