0

Şanlıurfa’da Sofranın İzinde

Kültür Yolu Festivali kapsamında hayata geçirilen “Lezzet Noktası” seçkisi, Şanlıurfa’da mutfağı yeniden merkeze alıyor. 34 duraklık rota, şehri gezdirirken aslında sofrayı anlatıyor.

Şanlıurfa’da bu kez yol, haritadan çok sofraya bakılarak bulunuyor. Kültür Yolu Festivali ile birlikte ilk kez uygulanan “Lezzet Noktası” seçkisi, kenti dolaşmanın başka bir yolunu öneriyor. Listede 34 adres var ama mesele bu sayıdan çok, bu durakların bir araya gelince kurduğu bütün.
Gün içinde şehirde dolaşırken bu hareketlilik hemen fark ediliyor. Öğle saatinde başlayan yoğunluk akşama doğru artıyor. Masalar dolu, ocaklar sürekli çalışıyor. Ama sadece kalabalık değil bu; daha dikkatli bir ilgi var. Sorulan sorular, uzayan sohbetler, mutfağın nasıl işlediğine duyulan merak…

Bu yaklaşımın arkasında, gastronomiyi turizmin merkezine yerleştiren daha geniş bir bakış var. Mehmet Nuri Ersoy’un uzun süredir vurguladığı gibi, bir şehri anlamanın yolu artık sadece görmekten değil, tatmaktan geçiyor. Kültür Yolu Festivali’nin bu yeni adımı da tam olarak bunu yapıyor: mutfağı, kültürel deneyimin doğal bir parçası haline getiriyor.
Ebru Erke, Ömür Akkor ve Sinem Özler ile birlikte yapılan ziyaretlerde bu yaklaşım daha da netleşiyor. Her durakta kısa bir duruş, bir tadım, bir sohbet. Not alınan çok şey var ama en çok akılda kalanlar genelde söylenmeyenler oluyor.
Şanlıurfa mutfağı güçlü bir mutfak. İsotun ağırlığı, ateşin belirleyici olduğu tarifler, zaman isteyen pişirme yöntemleri… Bunlar zaten bilinen tarafı. Ama bu rota ile birlikte mutfak daha yakından, daha sakin bir şekilde görülüyor.
Tirit yapan bir ustanın anlattıklarıyla, ciğer tezgâhındaki hız aynı günün içinde buluşuyor. Abdulkadir Gül’ün yıllardır aynı tarifle devam eden mutfağı, farklı şehirlerden gelen misafirlerle doluyor. Mustafa Paf tarafında ise tempo daha hızlı ama düzen aynı. Masalar değişiyor, ritim değişmiyor.
Tatlı tarafında Mehmet Furkan İpar ile konuşurken, işin özünün hâlâ aynı yerde olduğunu anlıyorsunuz. Malzeme, sabır ve tekrar. Başka bir şey yok.
Bu birkaç gün içinde şehirde oluşan hareket, sadece restoranların içinde kalmıyor. Sokakta, çarşıda, esnafta hissediliyor. Ziyaretçi profili de değişmiş; sadece görmek için gelen değil, ne yiyeceğini bilen, nerede duracağını planlayan bir kalabalık var.
Lezzet Noktası’nın en önemli tarafı da bu. Şehri parça parça değil, bütün olarak dolaştırıyor. Bir mahalleden diğerine geçerken sadece mesafe değil, tat da değişiyor.
Festival bittiğinde şehir yine kendi ritmine dönüyor. Ama o birkaç günün etkisi hemen silinmiyor.
Şanlıurfa bu kez kendini anlatmıyor.
Masaya bırakıyor.
↑ Back to top