Doğu Anadolu'nun zorlu hayat şartlarının şekillendirdiği zarif lezzetleriyle tanıştık.
Her köşesinde birbirinden farklı cevherler barındıran Anadolu'nun mütevazı yerel üreticileriyle buluşmak, yöresel malzemelerin potansiyelini desteklemek için çıktık yola. Aynı ülküyü paylaştığımız ve bir yıldır bu proje üstünde çalışan ünlü şef ve işletmeci Mehmet Gürs, yol arkadaşımız oldu. Yolculuğumuzun ilk parkurunda Karadeniz'in yaylalarına gizlenmiş lezzetlerin peşine düştük;
Yaklaşık iki yıldır Anadolu'nun farklı köşelerine çıktığımız gurme seyahatlerimizin her biri bizim için ayrı bir keşif ve tecrübe oldu. Geriye dönüp baktığımızda, kaç şehir gezdiğimiz veya ne kadar yeni yemeğin tadına baktığımızdan ziyade algılarımızın ne kadar yön değiştirdiğiyle ilgilenir olduk. Gördüklerimiz bizi kimi zaman şaşırttı, kimi zaman duygulandırdı. Kimi zamansa acaba elimizden daha fazlası gelebilir mi diye kendimizi sorguladık.
Anadolu'nun derinlerine yaptığımız gurme seyahatleri acaba bir rotaya mı döksek, diye düşündük zaman zaman. İşte bu yüzden Mehmet Gürs son bir yıldır üzerinde çalıştığı bu projeyi ışıltılı gözlerle bizimle paylaştığında, biz de onun kadar heyecanlandık. Gürs ve asistanı Tangör Tan'la sıkı bir ön çalışmanın ardından beraber yollara düşecektik.
Gürs'ün kendisi de bir şef olan asistanı Tangör Tan, malzemeleri oturduğu yerden keşfeden pek çok mutfak profesyonelinin aksine son bir yıldır yaz kış demeden, en ücra köy ve kasabalarına kadar Anadolu'yu dolaşıp malzemenin de üreticinin de gerçeğine ulaşıyordu. Bazısı ilk defa karşılaştığı, bazısı ise ne bildiğini sorgulatacak kadar özel olan bu malzemeleri İstanbul'a getirip Gürs'ün yaratıcı ellerine teslim ediyordu. Gürs de bu malzemeleri kimi zaman en saf kimi zamansa en sıra dışı halleriyle tatbilirlere sunuyordu. Onların bu yolculuğuna ortak olmak ve lezzetlerin kalbine olan yolculuğumuzu hoş bir mutfak araştırmasına dönüştürmek üzere hep beraber yola çıktık. Doğu Karadeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu'yu kapsayacak seyahatlerimizde Gürs ve asistanı Tan kendi araçlarını kullanırken, biz de Mercedes-Benz Türk firmasının ekibimize tahsis ettiği Viano aracıyla lezzetlerin kaynağına doğru macera dolu bir yolculuğa çıkacaktık.
Yazının devamı Food and Travel Temmuz 2010 sayısında...