Pera'da konumlanan Da Vittorio, İstanbul'daki ilk Sicilya mutfağı restoranı...
Marie Claire Aralık 2009
Bembeyaz örtüleri ve peçeteleri ile Pera'da konumlanan tipik bir İtalyan restoranı Da Vittorio. Sahipleri Elvan Susar ve Vittorio Sindoni burada bir "locanta" konsepti oluşturmuşlar. İstanbul'daki bu ilk Sicilya mutfağı restoranının duvarlarını İtalya'dan getirdikleri siyah beyaz fotoğraflarla süslemişler.
Yemek tutkunuz nasıl başladı?
Elvan Susar: Mesleğe başlamam Otelcilik ve Turizm okumamla eş zamanlı gelişti. Yaz aylarında okul tatil olduktan sonra bizler çeşitli otellerde staj yapardık. Hizmet sektörü ile çok genç yaşta tanıştım. İlk kafemizi zamanındaki ortağım ile 1994'de Teşvikiye'de açtık. Bir yıl sonra ise Akmerkez Mudo'nun içinde Mustafa Taviloğlu ile ortak bir şube açtık. Bir yedi yıl sonra da mesleğe kısa bir süre ara verdim. Yaklaşık iki yıl önce profesyonel aşçılık eğitimi aldım. Stajımı Çırağan Otel'de tamamladıktan sonra Movenpick Otel'in mutfağında şef Maximillian'ın yanında çalıştım... Yemek ile bir kez iç içe olduktan sonra kopması da çok zor gerçekten.
Nasıl tanıştınız Vittorio ile?
E.S.: Akmerkez şubemizin açılması ile Paper Moon'un açılması hemen hemen aynı zamana denk geliyordu. Vittorio da Paper Moon'a yönetici olarak gelmişti. Tanıştıktan sonra çok iyi arkadaş olduk. Yemek servisi sonrası öğle yemeklerini diğer İtalyan arkadaşlarımızla uzun sofralar kurarak yedik senelerce... O zamandan bu zamana kadar da hiç kopmadık.
Vittorio Sindoni, Türkiye'ye gelmeye nasıl karar verdiniz? Bu şehirde sizi çeken neydi?
Vıttorıo Sindoni: İstanbul'a ilk kez 1996 yılında Paper Moon için geldim ve şehre ilk görüşte âşık oldum. İstanbul'un atmosferi, tarihi dokusu, Mısır Çarşısı, Beyoğlu...1998'e kadar Paper Moon'da çalıştım, sonra da geri döndüm.
Peki Elvan Hanım ile nasıl kesişti yollarınız?
V.S.: 2007 yılında Bice için tekrar İstanbul'a geri geldim. Ağustos ayında dünya genelinde baş gösteren ekonomik kriz nedeniyle Bice ile ilişkime son verdim fakat İstanbul'da kaldım. Eski arkadaşım Elvan ile birlikte sadece bize ait bir konsept yaratmaya karar verdik. Pera'yı özellikle seçtik. Bence burası İstanbul'un en karakteristik bölgesi... E.S.: İnsanın kendisini rahat hissettiği, sıcacık bir restoran açmak istedik. İstanbul'da bir ilki gerçekleştirdik ve gelenler sanırım Sicilya mutfağını sevdiler.
Sicilya mutfağı ile klasik İtalyan mutfağı arasında ne gibi farklılıklar var?
V.S.: Sicilya Akdeniz'in tam ortasında yer aldığı ve tarih akışı içinde İtalya dışında başka ülkelerin de boyunduruğu altında kaldığı için oldukça komplike bir kültüre sahip. Arap ülkelerinden de, Kuzey Afrika'dan da etkilenmişiz. Yemeklerimize safran, kuru üzüm, çam fıstığı, dereotu koymamızın sebebi de bu. Ayrıca ada kılıç ve ton balığı açısından da çok zengindir. Da Vittorio'da, İstanbul'da bu balıkları bulabildiğimiz sezonlarda çok leziz yemekler yapabiliyoruz.
Mönü oluştururken neler öncelikli sizin için?
V.S.: Bu mönü kendimi bildim bileli benimle aslında... Küçük bir çocukken annemin bu yemekleri yaptığını hatırlıyorum. New York'ta ilk restoranımı açtığım zaman da bu mönüye benzer bir mönü oluşturmuştum.
Favori yemeğiniz nedir?
V.S.: Aslında sevdiğim birçok yemek var. Limonlu zeytinyağı, ekmek kırıntısı ile marine edilen ve kızgın tavada pişirilen antrkot Steak Palermitana çok basit ama çok lezzetlidir; tipik Palermo mutfağından Pasta con Sarde ve taze sardalye, kuru üzüm, çam fıstığı ve safranla yapılan Dereotlu Bucatini (ince spagetti) de favorim.
E.S.: Ben içeriğinde karışık deniz mahsulleri ve biraz da köri olan Pasta Bosforo'ya, limon otu ile tatlandırılmış beyaz şarap ile sotelenmiş midyeye ve susamlı bebek enginar salatasına bayılıyorum. Steak Palarmitana da çok hafif ve leziz. Tatlı olarak da Mix Berry Carambell Cheese Cake Tarta Tain çok övgü alıyor.
Müşteri kitlenizi kimler oluşturuyor?
E.S.: Bizim arkadaş çevremiz, İstanbul'da yaşayan yabancı uyruklu kişiler, eski müşterilerimiz, sokaktan geçerken görüp içeri giren turistler ve çevrede bulunan konsolosluklarda görevli ateşeler müşterilerimiz arasında.