Dünyaya dair algıları değiştiren Kuzey Afrika ülkesi Fas'ın eski başkenti Fes, Ortaçağ'ın gizemini ve estetiğini tüm hücrelerinde taşımaya devam ediyor.
Güneşin uçsuz bucaksız çöle doğduğu, yüksek dağları aşıp sonsuz deryaya battığı bir ülke Fas. Tüm zenginlikleri, oryantalist vaatleri ve her geçen gün artan turizm potansiyeliyle Batı'nın 'görülmesi gereken ülkeler' listesine ilk sıralarda. Belki Mısır piramitleriyle ya da Efes harabeleriyle yarışabilecek tarihi bir cevheri yok ama Akdeniz, okyanus ve çöl ikliminin beslediği muhteşem doğası, milyonları kendine müptela eden bol baharatlı mutfağı ve tam 14 yüzyıldır Araplarla beraber yaşayan Berberi halkının renkli kültürü Batılıları, özellikle de sanatçıları ülkeye çekmeye yetiyor. Bugün Marakeş, Fes, Kazablanka, Rabat, Essaoura, Tanca gibi kentlerinde, sokakta Faslıların yerel kıyafeti cebella'yı sırtına geçirmiş, ayağında babuş adı verilen deri pabuçlarıyla sakin adımlarla yürüyen Batılılara rastlamak, ne bize ne de Faslılara sürpriz.
Yazının devamı Food and Travel'ın Ocak 2010 sayısında...