Yaylaların İzinde
Herkesin gidip görmek istediği fakat nedense hep ertelediği; gidenlerin unutamadığı, mutlaka ama mutlaka tekrar gittiği Orta ve Doğu Karadeniz...
Herkesin gidip görmek istediği fakat nedense hep ertelediği; gidenlerin unutamadığı, mutlaka ama mutlaka tekrar gittiği Orta ve Doğu Karadeniz, dağları, yaylaları ve az da olsa tarihi güzellikleriyle en gözde alternatif tatil destinasyonlarından biri. Özcan Alper'in bu yıl ödüle doymayan ilk filmi Sonbahar'da tüm güzelliğiyle arzı endam eden Karadeniz Bölgesi'nin sahil şeridinde, azgın dalgaların dışında ne yazık ki görülecek fazla bir şey yok. Karadeniz'in sizi aklınızı başınızdan alacak güzellikleri yükseklerinde gizli. Kimisine herhangi bir araçla ulaşabilirsiniz kimisini de görmek için 3-4 saat yürümeniz gerekiyor. Peki, nereden başlamalısınız?

Gezimize Trabzon'dan başlıyoruz. İlk durağımız Sumela Manastırı. Trabzon'un en önemli turistik değeri olan manastır, Maçka ilçesinin 17 kilometre güneyinde Meryemana Deresi Vadisi'nde bulunuyor. Manastır, vadi tabanından 200 metre yükseklikte duvar gibi dik bir yamaçta bulunan bir mağaraya, MÖ 385 yılında inşa edilmiş. Daha sonra pek çok onarım geçiren manastıra iki şekilde çıkılabiliyor. Birincisi manastırın yapımında kullanılan ve çıkışı yaklaşık 20 dakika süren patika, ikincisi ise manastırın çok yakınına kadar giden araba yolu. Buradan yürüyerek beş dakikada manastıra varılıyor. Manastırı inşa eden rahiplerin neler çektiğini anlamak için patikayı kullanmanızı tavsiye ederiz.

Sumela'dan sonra aynı gün içinde Trabzon'un diğer önemli turizm merkezi Uzungöl'ü de gezebilirsiniz. Uzungöl'e, Trabzon'u Çaykara'ya bağlayan 80 kilometrelik yol sonrası, yer yer yokuş olan 19 kilometrelik bir yol üzerinden ulaşılıyor. Haldizen Deresi Vadisi'nde heyelan sonucu oluşan göl İsviçre Alpleri'ni anımsatan, hatta Heidi'nin zirvelerini kıskandıracak güzellikte bir zirvede yer alıyor. Göl girişinde, amatöründen profesyoneline her fotoğrafçının Uzungöl karesinde baş köşeye yerleşen cami, göle ayrı bir güzellik katıyor. Göl çevresinde pek çok konaklama ve yemek tesisi bulunuyor; geceyi burada geçirebilirsiniz. İnan Kardeşler hem leziz yemekleri hem de temiz ve konforlu konaklama tesisi ile ihtiyaçlarınızı fazlası ile karşılayacaktır. Trabzon'un önemli turizm merkezlerini gezdikten sonra Rize'ye uzanıyoruz. Hedefi miz Rize'nin Çamlıhemşin kasabasının üstündeki Ayder Yaylası ve Fırtına Vadisi. Bu arada Trabzon'dan Çamlıhemşin'e giderken yolda kuru fasulyesiyle meşhur Çayeli Hüsrev Lokantası'na uğramadan geçmeyin. Eğer burayı kaçırırsanız tavada alabalık, laz böreği ve mısır ekmeği yemek için Osmanlı Alabalık'ta da durabilirsiniz. Osmanlı Alabalık, Çamlıhemşin yolu üzerinde yer alıyor. Lokanta yıllar önce "100 metre geride" tabelasıyla haber konusu olmuştu. Bu kadar kıvrak zekaya sahip olanın yemeklerinin de güzel olması kaçınılmaz.

Çamlıhemşin'den 25 kilometre sonra Ayder Yaylası'na ve Kaçkar Dağı Milli Parkı'na varacaksınız. Burası 1350 metre yükseklikte ve Rize'nin en önemli turizm merkezi. Hatta Karadeniz'de doğa turizmi Ayder Yaylası sayesinde gelişti diyebiliriz. Termal kaplıcası sayesinde meşhur olan yayla daha sonra özellikle doğa turizmi yapan acentelerin bölgeye turlar düzenlemesiyle şu anki durumuna geldi: Yayla özelliğini korumasa da tüm binaların ahşap olduğu, değişik konaklama alternatiflerinin bulunduğu bir turizm merkezi artık. Burada bizim tavsiyemiz tüm yaylayı içeren bir keşif yürüyüşü yaptıktan sonra kendinizi kaplıcanın sıcak ve dinlendirici sularına bırakmanız.Ayder Yaylası'ndan sonra ağaç sınırının üzerindeki yüksekliklerde pek çok yayla bulunuyor; Aşağı ve Yukarı Kavron Yaylası, Aşağı ve Yukarı Çeymakçur, Avusor Laz Yaylaları, Huser Yaylası en öne çıkanları.Huser Yaylası dışında hepsine altı çok alçak olmayan bir araçla ulaşabilirsiniz. Yaylaların üzerinde bulunan göller genellikle 3000 metre yükseklikte ve dağların gölgesi altında nefes kesici bir manzara oluşturuyor. Bölgenin en meşhur yaylası Kavron'a kendi aracınızla ulaşabileceğiniz gibi Ayder'den kalkan minibüsleri de kullanabilirsiniz.

Yukarı Kavron Yaylası 2300 metre yükseklikte, yaklaşık 100 haneli. Evler ahşap ve taş malzeme kullanılarak yapılmış. Yayla sınırları içerisinde, Kaçkar Dağı eteklerinde yer alan yedi farklı gölün toplam yüzeyi 18,5 hektarı buluyor. Bu yüzeyle araştırma alanı içersinde Verçenik Tepe Gölleri'nden sonra ikinci en önemli göl alanı niteliğini taşıyor. Ayrıca Kaçkar Dağı'na kuzey yüzünden çıkacak olanların da mola noktası. Yayladan başlayan patikayı takip ederek yaklaşık iki saatlik bir yürüyüşle 3100 metre yükseklikteki Çegnovit Gölleri'ne ulaşırsınız. Sizi karşılayan ilk göl İsimsiz Göl'dür. Küçük ve sığ olması nedeniyle diğerlerine oranla daha sıcak olan göl yüzmek için ideal. Bu gölden sağa yukarıya doğru 10 dakika yürüdüğünüz zaman dağların yansımasını alacak kadar geniş bir alana yayılan Büyük Göl ile karşılaşacaksınız. Çevrenizi saran tepeler ve hemen karşınızda tüm sırlarıyla Kaçkar Dağı... Bunlar birazdan yakalanacağınız Karadeniz hastalığının ana sebepleri, ama tedavisi yoktur bizden söylemesi...Buradan sonra daha ileride Mekerel Gölü, İsimsiz Göl'ün solundaki dağ geçidinden görünen Karadeniz Gölü ve Acı Göl keyfi nize keyif katmaya yetecektir. Yayla göllerinin etrafında konaklama veya yemek tesisi yok, olmasın da... Yiyeceğinizi ve içeceğinizi yanınızda getirmeyi sakın unutmayın Doğal ve tarihi güzellikler bakımından bir diğer önemli nokta Fırtına Vadisi. Fırtına Vadisi'ne Çamlıhemşin'den sonra sağa ayrılan yoldan ulaşabilirsiniz. Vadi, asma köprüleri, konakları, kaleleri, yaylaları ve şelaleleriyle tarih ve doğanın iç içe geçtiği Ayder Vadisi'ne nazaran daha el değmemiş, tesis bakımından fazla seçeneğin olmadığı bir bölge. Pokut, Sal, Hazindak, Kale ve Elevit saymakla bitmeyecek yaylalardan en öne çıkanları. Ayrıca yaklaşık yarım saat yürüyüşle ulaşabileceğiniz Palovit Şelalesi ve yol kenarında tüm heybetiyle yükselen Zil Kale (Kale-i Zir) önemli gezi noktaları. Tarihi İpek Yolu'nun kollarından biri bu vadiden geçiyordu. Yaklaşık 600 yıl önce inşa edilen iki kale, Kale-i Zir ( aşağı Kale) ve Kale-i Bala (yukarı kale) bu yol üzerindeki karakol noktaları olarak kullanılıyordu. Vadinin doğa ile bütünleşmiş diğer tarihi eserleri ise konaklar. Vadiye girdikten bir kilometre sonra sol tarafta Konaklar Mahallesi'ni göreceksiniz. Taş ve ahşap mimarileriyle yamaçlara serpiştirilmiş bu asırlık konakların çoğunda hâlâ yaşayanlar var. Vadide konaklama ve yemek için, az da olsa tesis bulabilirsiniz. Aşağıda kalan Pokut Yaylası, Zile Kale ve Palovit Şelalesi'ni gezdikten sonra Çat Köyü'nde bulunan tesislerde konaklayıp buradan daha yukarıdaki vadilerde bulunan Elevit Yaylası, Verçenik Dağı, Kapalı Göller ve Kale Yaylası'na günlük ziyaretler yapabilirsiniz. Özellikle Çat Köyü'nde bulunan Toşi Pansiyon'da yapılan 'muhlama' çok güzel. Bu arada, Karadenizliler tadı enfes olan bu yemeğe mıhlama denmesine çok kızıyor, bizden söylemesi. Bu sene ertelemeyin, Karadeniz'e gidin, yaylaları sert doğasına rağmen sizi çok iyi karşılayacaktır. Bırakın Karadeniz hastalığı tüm hücrelerinize işlesin, inanın iyileşmek istemeyeceksiniz.




Ütopya
Gökçeada sizden sadece biraz zaman istiyor...
 
Tanzanya
Vahşi doğa elinizin altında...
 
Fethiye
Telmessos antik kentinin üstünde yükselen Fethiye'nin ...
 
 
Yeni
Haberler
Çok Okunan Haberler
 
 
Gezilecek yeni yerler ve tadılacak yeni lezzetler mi arıyorsunuz ? Doğru yere geldiniz.
 
Copyright © 2006- 2008 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Gazete Dergi Sanayi ve Ticaret A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG