Fırat'ın koynunda doyurucu bir durak
Kim ne anlatırsa anlatsın kendi dilinizle tatmadan, kendi gözünüzle görmeden, kendi kulağınızla işitmeden bilemezsiniz. Yemeğin, sanatın, tarihin ve kültürün en doyurucusu Gaziantep'te, hâlâ onunla tanışmamış olanları bekliyor.
Yüksek duvarlar ardında, dış mekândan mümkün olduğunca yalıtılmış bir avluda geçer hayat Gaziantep'te. Marifetli ellerin iş gördüğü mutfaklardan sızan iştah kabartıcı yemek kokusu, içerideki lezzet dolu yaşamın ipuçlarını verir. Duvarların ardındaki yaşam da rengârenk ve baharat kokuludur. Tarihin gölgelediği sokaklarda, şerbet serinliğinde, baklava tatlılığında derin bir huzur vardır. Yüzlerce yıl önce de aynı malzemelerle aynı yemeklerin yapıldığını hissedersiniz çarşılarında. Bazı şeylerin değişmeden kalabildiğine sevindiğiniz bir yerdir Gaziantep.
Bugün "Türkiye'nin lezzet başkenti neresidir?" sorusuna verilecek en doğru yanıt Gaziantep olsa gerek. Güneydoğu'nun Paris'i olarak tanımlanan pek çok kentten biri olan Gaziantep'e giderken büyük beklentiler içindeyseniz merak etmeyin, kent sizi hiç yanıltmayacağı gibi, görebildiğinizden fazlasını sakladığının da işaretlerini verecek.
Devamı Food and Travel Eylül 2009 sayısında