Cape Town'da Şarap Avı
Ali Esad Göksel
Ali Esad Göksel, Güney Afrika'nın etrafı sarp dağlarla çevrili cennet bağları Stellenbosch, Franschhoek ve Paarl'a yaptığı geziyi anlatıyor ve ülkenin şarap envanterini çıkarıyor.
Haziran 2009

Türk Hava Yolları'nın Airbus'ı pistten tekerlek kesip de tırmanmaya başlayınca içimizi bir sevinç kaplıyor. Öyle ya, bu kaç zamandır heves ettiğimiz bir gezi. Dünyanın en baştan çıkaran kıtasında, dünyanın önde gelen şarap üretici ve bağlarının da bulunduğu bir hedefimiz var: Afrika'nın en güneyindeki kent Cape Town. Aynı boylamdayız ya, saat farkımız yok. Hani İstanbul'dan gece yarısına doğru uçağa binip de THY'de Do&Co'nun ikramları ile bir iki saat oyalandıktan sonra uyudunuz mu, sabah uyandığınızda Cape Town'dasınız. Ama şu uçak faslını çarçabuk da geçemiyoruz. Havayolları arasındaki rekabetin giderek servis ve ikramda yoğunlaştığı son on yıla, bir de ekonomik kriz faktörü eklendi. Krizle uçak yolculuğunun nasıl bir ilişkisi var diye soranları, "Tuhaf bir ilişki" diye yanıtlıyoruz: Küresel ölçekteki kriz, özel jet kullananları güçsüzleştirip utandırınca, onlar da tarifeli seferlerle uçmaya başladı. Havayolları da bu 'eski şımarıkları' ellerinde tutabilmek pahasına atağa kalktı. Koltuklar, kabin koşulları, servis, ikram... Daha alana geldiğiniz andan başlayıp havaalanından çıkışınıza varıncaya kadar ellerini üstünüzden eksik etmiyorlar. Yer hizmetlerini geçelim. CIP Lounge bir rüküş mabedi. Bu kadar zevksizlik nasıl bir araya gelir, özel programlı mimari bir yarışma yapsanız muvaffakiyet zor! Uçağa binince durum değişiyor. Bizim seferin ekibi olağanüstü: güler yüzlü, samimi ve profesyoneller. Menüden 'kılıç şiş' seçiyoruz. Lezzeti, sunumu çok başarılı. Uçakta bu tarz yemeklerde, malzemenin kurumamasını sağlamak güç bir iştir. Oysa kılıç, olabileceği en iyi halinde. 2001 Graham's Late Bottled Vintage Port bizi tatlı rüyalara çekiyor: Out of Africa filminin dekorunda, filme konu olan aynı adlı romanın yazarı Karen von Blixen ile Chenin Blanc içiyorum, istiridyeler hasır tepside...

Dediğimiz gibi, saat farkı yok ama iklim farkı var: Biz şimdi ilkbahardayız ya, onlar güney yarımküre olarak sonbahardalar. Ama ekleyelim, havalar henüz serinlemiş değil. Uçaktan inip de derlenip toparlanıp yola koyuluyoruz. Havaalanından çok da uzak olmayan bağlar ilk hedefimiz. Yaklaşık bir saat içinde 'cennet'e ulaşıyoruz. Etrafı sarp dağlarla çevrili, kendisi ise neredeyse tümüyle bağlarla bezeli bir cennet. Stellenbosch, Franschhoek ve Paarl başlıca üç bağ bölgesi. En şöhretlisi Stellenbosch. Mimarisi ile sömürgecilikten izler taşıyan kasaba, devasa meşe ağaçları ile taçlanmış. Kasabanın her köşesi cıvıl cıvıl; turistler, Cape Town'lular yollara, meydanlara taşmış durumda. Kahvelerde oturmuş şarap içenler, alışveriş yapanları izlerken tatlı, ölçülü bir güneş sırtımızı okşuyor. On beş, yirmi dakika mesafedeki Franschhoek'e geçiyoruz. Fransa'daki mezhep kavgalarından bezen, ayrılmak zorunda kalanların ricat edip de yerleştikleri yer burası. Zaten Franschhoek da 'Fransız köşesi' demek. Bu çok sevimli kasabanın iddialı bir butik oteli var: Le Quartier Française (www.lequartier.co.za). Arkada uzayıp giden bahçesi, bir huzur avlusu gibi. Ama esas sürpriz otelin restoranında. Aşçıbaşı Margot Janse'nin marifetleri burayı dünyanın ilk 50 restoranı arasına sokmuş. Özellikle şaraplarla eşleştirilmiş geleneksel Güney Afrika mutfağı kreasyonları merak uyandırıyor.

Sırada Cape Town'ın köşe bucak keyfini çıkarmak var: Waterfront'taki Belthazar, Ümit Burnu, Long Street'teki antikacılar, bitpazarı... Nefeslenip tekrar başrol oyuncusuna dönüyoruz: Şarap.

Elimizde Platter's'in Güney Africa Şarapları 2009 kılavuzu, şaraplar, mahzenler, şarapçılar dolanıp duruyoruz. Platter şarapları yıldızlayarak her ilgi derecesinin anlayabileceği bir sınıflama sunuyor. Benim denediklerim Pinot Noir Meerlust 2004, Cabernet Sauvignon Boekenhoutskloof 2006, De Toren Fusion V 2006, filtre olunmamış tatlı şarap olarak Klein Constantia Rhine Riesling Noble Late Harvest 2006. Platter'e göre yılın en iyi şarabı ise Kanonkop Cabernet Sauvignon 2004. Denedim, kompleks, insanı fetheden bir şarap. 2009 yılı itibari ile Güney Afrika'da 6000 çeşit şarap üretiliyor. Bu 50 yıl öncesi ile karşılaştırıldığında yüzde 10 binlik bir artışa işaret ediyor. Nefes kesici! Bu öyle bir 'mahalle' ki, insanın bir bakışta yolunu bulması mümkün değil. Ne nedir, nerededir bilmek, bulmak ciddi bir zaman ve mesai istiyor. Elbette yeniden gideceğiz. Çünkü öte yandan şu da söylenebilir: Ne gam, biz zaten bu mahallede kaybolmak istiyorduk!


Güney Afrika'dan 20 $'ın altında 20 şarap listesi için tıklayın.




Richter'in Mumu
Ali Esad Göksel, Güney Kore'nin sanat ve sofranın ...
 
Editör Mektubu
Ağustos 2010 Food and Travel ...
 
Yalın Bir Meyvenin Sessiz Çığlığı
Gönül Paksoy mütevazı meyve incirin her çeşidine ve ...
 
 
Yeni
Haberler
Çok Okunan Haberler
 
 
Gezilecek yeni yerler ve tadılacak yeni lezzetler mi arıyorsunuz ? Doğru yere geldiniz.
 
Copyright © 2006- 2008 - Tüm hakları saklıdır. Ciner Gazete Dergi Sanayi ve Ticaret A.Ş. Üretim ve Tasarım CBG